2 Aralık 2010 Perşembe

Dua

Ey göklerin yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi,
Ey doğunun, batının ve bu ikisi arasındaki bütün mahlukatın Rabbi, Malik'i ve Halık'ı,
Ey rızık veren ve tevbeleri kabul eden,

Hamd, alemlerin Rabbi olan Hazreti Allah(CC) Azimüşşan'adır,
Senanın (övgülerin) en güzeli, O'nun kulu ve resulü
Hazreti Muhammed Mustafa (SAV) Efendimize,
Selam, Habibullah, Nebiyyullah, Tabib-el Kulûb Hazreti Muhammed Mustafa (SAV) Efendimize,
O'nun âline, ashabına, ehl-i beytine ve O'na tabi olan sadık ümmetinin üzerine olsun.

Rab olarak Allah(CC)'a, din olarak İslam'a, resul olarak Muhammed(SAV)'e tabi oldum, hepsinden razı oldum, Rabbim sen de benden razı ol.

Geçmiş bütün günahlarımı affet, bütün hatalarımı setret,
Beni, mahşeri kalabalıkta, günahları yüzünden utanıp yerin dibine girmek isteyen, bütün tanıdıklarından kaçan, rezil rüsvay olan ve iflas etmiş gafillerden eyleme,
Beni, amel defteri sağından verilen salih kullarından eyle,

Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet,
Bana, eşime ve çocuklarıma, anama, babama ve kardeşlerime, bütün sevdiklerime ve ümmet-i Muhammed(SAV)'e dünyada ve ahirette iyilik ve güzellikler ihsan eyle,

Geçmiş ve gelecek, aklıma bile gelmeyen, ancak Senin katında bilinen bütün şerlerden, musibetlerden, hastalıklardan, dertlerden, kaza ve belalardan, gazabından ve öfkenden Sana sığınır, eşimi, çocuklarımı, anamı, babamı, kardeşlerimi, bütün sevdiklerimi ve benden dua isteyen bütün talebelerimi, hakiki ümmet-i Muhammed (SAV)'i Sana emanet ve havale eder,

Geçmiş ve gelecek, istemeyi aklıma bile getiremediğim, Resulün Hazreti Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin senden dilediği bütün hayırlardan ve güzelliklerden kendim, eşim, çocuklarım, anam, babam, kardeşlerim, bütün sevdiklerim, talebelerim ve ümmet-i Muhammed (SAV) için dilerim,

Verdiğin bütün nimetler için sonsuz şükürler olsun,

Ya Rabb-el Alemîn,
Verirsen kahrından değil lütfundan ver,
Bizleri açlık, susuzluk ve yoklukla imtihan etme,
Bize taşıyamayacağımız yük yükleme,

Ya Rab, Resulün Muhammed (SAV)'e hesap gününde şefaat izni ver ve bizleri de Onun şefaatinden mahrum eyleme, O'na en güzel makamı nasip eyle ve bizleri cennetinde ona komşu eyle, hepimizi O'nun sancağı altında toplanan ve O'nun kokusunu hissederek hesap için bekleşen mutlulardan eyle.

Allah'ım, evime bolluk, bereket, rızık, dirlik, düzen, eşimle arama muhabbet ihsan eyle. Çocuklarımı ve benden dua bekleyen bütün talebelerimi Sana emanet ve havale ediyorum. Sen bahtlarını ve yollarını açık, nasiplerini bol, geleceklerini aydınlık eyle.

Âmin,

Ve selamün alel mürselîn,
Velhamdü lillahi Rabbil Âlemin.

24 Haziran 2010 Perşembe

Takıldığım cümle

"En Sevgili" ve "Salât-ü Selâmlar"ı dinliyorum çoğunlukla. Her bir şiir, naat veya selam ayrı bir güzel Dursun Ali Erzincanlı'nın sesinden. Bir mısraya takıldım kaldım epeydir: "...yoksa bende senin sevgine istidat yok mu?". Diyorum ki eğer bende gerçek bir istidat olsaydı Sana akan, bu kadar ihmal eder miydim Seni? Yine adını her gördüğümde titremek, yerinden çıkacakmış gibi atan kalbimi elimle şöyle bir bastırmak ve adına salât ve selam göndermek ne tatlı olurdu. Ne kadarına vakıf olduğumuzu Allah (C.C.) bilir. Ben çok daha fazlasını istiyorum hâlâ: "yüzüne ve şemailine bizzat tanıklık etmek". Neden ashab-ı kîram hazeratının zamanına yetişemedik diye üzülüyor, sonra da layık olamadığım kadar belki de adını duymaya layık olmayanlara anlatırken bize "kardeşlerim" deyişini anlatırken kahroluyorum. "Kardeşin" olmaktan değil sümme hâşâ, olamamaktan yakınmam. Keşke "kardeşlerin" olmaya layık olabilseydik. Bazıları Seni dinlerken benden, lafı değiştiriyorlar "yine bu konulara mı geldi?" diye. Rahatsız oluyorum. Seni anlatmak, her fırsatta "O da öyle yaparmış" veya "Efendimiz de öyle demiş zaten" demek inan o kadar rahatlatıyor ki beni. Ama hasta bir insanın bazen duyduğu ferahlık gibi bir şey bu. Ben bu zevki her daim istiyorum. Kendim bile sünnetini uygulamakta aciz kalıp da bazı şeyleri unuttuğumda çok üzülüyorum.
Ve düşünüyorum işte böyle zamanlarda: "bende senin sevgine istidat yok mu?" diye. Ama bu istidat Seni görseydim doruğa çıkardı eminim. Bir defa olsun görebilseydim Senin o güzel cemalini!

20 Nisan 2010 Salı

Bugün 20 Nisan, huzur doluyor insan

Efendim;
Dünyayı teşrifinin bir yıl dönümü daha. Binlerce selam olsun sana. Bu doğum neden "kutlu"; bir kez daha düşündü insanlar. Bir kez daha milyonlarca salavat okundu adına. Sen anlatıldın her yerde. Sen övüldün sevildiğin yerlerde. Evrenin Efendisi'sin sen. Rabb'in habibi'sin sen. Yüce Allah(CC)'a adı verilip de hürmetine af dilenensin.

Adem aleyhisselam da adını görmemiş miydi cennetin kapısı üzerinde Yüce Rabbimizin adının yanında? Şimdi ise adın her yerde, bütün cami ve mescidlerde, pek çok evin baş köşesinde ama "görmek, farketmek" herkese nasip değil. Rabbim görebilenlerden eylesin.

Her yıl seni seven ve anlayanların sayısı artıyor Efendim. Dilimizin döndüğünce her fırsatta senden bahsetmek mutlu ediyor bizleri. Adına artık naatlar yazılıyor ve her yerde dillendiriliyor. İlahiler ve şarkılar söyleniyor Efendim seni anlatan. Biz seni anlatırken bile mutlu oluyoruz, senin adının geçtiği yerlerde geziniyor ve seni anlatanlardan feyz almaya çalışıyoruz.

Seni aramızda görmek, ashabının duygularıyla ve nazarlarıyla sana nazar edebilmek şerefine ermek istiyoruz. İyi ki varsın ve bizimlesin Efendim. Bugün 20 Nisan, huzur doluyor insan.

25 Şubat 2010 Perşembe

Hoş Geldiniz Efendim

Bugün yine sen'i anacak gönüller, sen'inle huzur bulacak, dünyayı teşrifine sevinip şefaat temennisiyle kapına yüz sürecek. Bugün yine anıyoruz sen'siz sen'i. Yokluğunda bile hep var kabul edileni. Daha doğumuna 52 gün kala, uğruna, kutsal Mekke şehrinin ve Kabe'nin, küfürden temizlenip yıkandığı, şirkin yerin dibine girdiği, daha anne karnındayken, Âmine annemizin rüyasında selametle müjdelendiği insanı. Her ne kadar "ben de sizin gibi bir insanım" desen de, hep kendimizden üstün bildiğimiz insanı. Rabbimizin kendine habîb eylediği varlığı. İbrahim Aleyhisselamın duasını, İsa Aleyhisselamın müjdesini, "alemlere rahmet" olarak dünyamızı teşrif edeni anıyoruz bugün: SEN'i anıyoruz Efendim. Gönüllerin en sade sultanını, nebilerin bile kendinden şefaat umduğu güzeller güzelini anıyoruz. Sen'i özlüyor ve sen'i görmek istiyoruz. Bugün gece olsun rüyalarımızı da teşrif etmez miydin?
Bak, bugün Rabbim sen'i gelecek diye yine her mevlidinde olduğu gibi hazırladı arzı. Rahmet indirdi gökten, sonra güneşini gösterdi ve her yer pırıl pırıl oldu. Sen'i gelecek diye. Görmek isteyen gönüllere görüneceksin bu gece. Görebilenlerden olmak duasıyla Efendim...

Yine bir mevlid kandili, yine bir kutlu doğum yıldönümü. Cümle İslam alemine hayırlar getirsin.