4 Ocak 2017 Çarşamba

Seni seveni üzdüm: affet

Alamet-i kıyametten değil midir çağımızın fitneleri? Hele ki içlerinden birisi çok etkilemiştir beni Deccal'den, Yec'uc ve Mec'uc'den, yüksek binaların ve zinanın çoğalmasından daha ziyade: "müslümanın müslümanı öldürmesi" fitnesi.
Efendim, acaba müslümanın diğer bir müslümanı üzmesi de bu fitneden mi? Sonuçta Allah aşkıyla yanan bir gönlü, Senin aşkınla yanan bir gönlü yerle yeksan ediyoruz; öldürmüyoruz ama öyle darbeler vuruyoruz ki "emin" sıfatını taşımaktan sıyrılıyor, "elinden ve dilinden emin olunan" olmaktan vazgeçiyoruz.
Bugün sırf böyle bir hatamdan dolayı akşamı zor ettim ki bunun bir de "hesap günü" adımı var. Bugün Senin aşkını, her an taptaze tutan bir gönlü üzdüm, Senin adını duyunca ağlayan gözlerden, istemeyerek de olsa yaş getirdim ya Rasulallah. Bugün bir can dostumu, ahretliğimi kahrettim istemeden. Sonunu düşünmeden yapmış olduğum küçücük bir hareket... Hatırlamak dahi istemiyorum.
Affet ya Allah, ya Rahim, ya Kerim.
Affet ya Rasullallah, ya Habiballah, ya Seyyid-el Mürselin.
Affet ey dost, ey ahretlik, ey Mus'ab'ın gözbebeği...

17 Nisan 2013 Çarşamba

Sadece "Peygamber" demek yetiyor mu?

Efendim,
Nurunuzun dünyayı aydınlatmasının kutlu yıldönümüne çok az zaman kaldı. Bu aralar, günümüzde televizyon dedikleri, kim bilir belki de sizin Mirac dönüşünüzde müşriklerin Mescid-i Aksa'nın kaç penceresi var? sorusuna cevap verirken gözünüzün önüne geliveren görüntünün kaynağı olan, araç ile sizi pek bir anar olduk. İnşallah sizi anmalarımız kalbden ve samimi olur da bu yüzden merhamet görürüz Rabbimizden.
Beni gayet rahatsız eden bir durum var Efendim. Sizin en güzel adınız olan "Muhammed" (SAV) isminin değil de adeta bu ismi kullanmaktan imtina edercesine dillere pelesenk edilen "Hazreti Peygamber" deyişinden rahatsızlık duyuyorum. Kastedilenin "siz" olduğunu anlamamak mümkün değil elbette ama ister kasten ister farkında olmadan her nedense artık aklı başında "hocalarımız" dahi sizden bahsederken "Peygamber" deyip adeta kurtuluveriyorlar Muhammed (SAV) isminin ağırlığından. İsminizi her duyanın salavat getirmesini "zorunluluk"tan kaynaklandığını mı sanıyorlar? Adınızı her duyduğumda büyük bir iştiyak ile salavat getirmek bana "zevk" veriyor. Bıraksınlar da insanların gönülleri bu isimle nurlansın. "Peygamber" kelimesi o kadar genel anlam içeriyor ki isminiz hakkındaki zenginliği öğrenmekten mahrum bırakıyorlar müslümanları. Bu durum bana Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah (C.C.)'a "ALLAH" demek yerine "Tanrı" demeyi çağrıştırıyor. Siz Hazreti Muhammed (SAV)'siniz ya Rasulallah. Adınızla ve nurunuzla kainatı aydınlatan bir halesiniz. Herkesin size Muhammed (SAV) isminizi kullanarak salavat getirmesini Yüce Allah (C.C.)'tan niyaz ediyorum Efendim. Allah (C.C.)'ın salât ve selâmı üzerinize olsun Efendim.

2 Aralık 2010 Perşembe

Dua

Ey göklerin yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi,
Ey doğunun, batının ve bu ikisi arasındaki bütün mahlukatın Rabbi, Malik'i ve Halık'ı,
Ey rızık veren ve tevbeleri kabul eden,

Hamd, alemlerin Rabbi olan Hazreti Allah(CC) Azimüşşan'adır,
Senanın (övgülerin) en güzeli, O'nun kulu ve resulü
Hazreti Muhammed Mustafa (SAV) Efendimize,
Selam, Habibullah, Nebiyyullah, Tabib-el Kulûb Hazreti Muhammed Mustafa (SAV) Efendimize,
O'nun âline, ashabına, ehl-i beytine ve O'na tabi olan sadık ümmetinin üzerine olsun.

Rab olarak Allah(CC)'a, din olarak İslam'a, resul olarak Muhammed(SAV)'e tabi oldum, hepsinden razı oldum, Rabbim sen de benden razı ol.

Geçmiş bütün günahlarımı affet, bütün hatalarımı setret,
Beni, mahşeri kalabalıkta, günahları yüzünden utanıp yerin dibine girmek isteyen, bütün tanıdıklarından kaçan, rezil rüsvay olan ve iflas etmiş gafillerden eyleme,
Beni, amel defteri sağından verilen salih kullarından eyle,

Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet,
Bana, eşime ve çocuklarıma, anama, babama ve kardeşlerime, bütün sevdiklerime ve ümmet-i Muhammed(SAV)'e dünyada ve ahirette iyilik ve güzellikler ihsan eyle,

Geçmiş ve gelecek, aklıma bile gelmeyen, ancak Senin katında bilinen bütün şerlerden, musibetlerden, hastalıklardan, dertlerden, kaza ve belalardan, gazabından ve öfkenden Sana sığınır, eşimi, çocuklarımı, anamı, babamı, kardeşlerimi, bütün sevdiklerimi ve benden dua isteyen bütün talebelerimi, hakiki ümmet-i Muhammed (SAV)'i Sana emanet ve havale eder,

Geçmiş ve gelecek, istemeyi aklıma bile getiremediğim, Resulün Hazreti Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin senden dilediği bütün hayırlardan ve güzelliklerden kendim, eşim, çocuklarım, anam, babam, kardeşlerim, bütün sevdiklerim, talebelerim ve ümmet-i Muhammed (SAV) için dilerim,

Verdiğin bütün nimetler için sonsuz şükürler olsun,

Ya Rabb-el Alemîn,
Verirsen kahrından değil lütfundan ver,
Bizleri açlık, susuzluk ve yoklukla imtihan etme,
Bize taşıyamayacağımız yük yükleme,

Ya Rab, Resulün Muhammed (SAV)'e hesap gününde şefaat izni ver ve bizleri de Onun şefaatinden mahrum eyleme, O'na en güzel makamı nasip eyle ve bizleri cennetinde ona komşu eyle, hepimizi O'nun sancağı altında toplanan ve O'nun kokusunu hissederek hesap için bekleşen mutlulardan eyle.

Allah'ım, evime bolluk, bereket, rızık, dirlik, düzen, eşimle arama muhabbet ihsan eyle. Çocuklarımı ve benden dua bekleyen bütün talebelerimi Sana emanet ve havale ediyorum. Sen bahtlarını ve yollarını açık, nasiplerini bol, geleceklerini aydınlık eyle.

Âmin,

Ve selamün alel mürselîn,
Velhamdü lillahi Rabbil Âlemin.

24 Haziran 2010 Perşembe

Takıldığım cümle

"En Sevgili" ve "Salât-ü Selâmlar"ı dinliyorum çoğunlukla. Her bir şiir, naat veya selam ayrı bir güzel Dursun Ali Erzincanlı'nın sesinden. Bir mısraya takıldım kaldım epeydir: "...yoksa bende senin sevgine istidat yok mu?". Diyorum ki eğer bende gerçek bir istidat olsaydı Sana akan, bu kadar ihmal eder miydim Seni? Yine adını her gördüğümde titremek, yerinden çıkacakmış gibi atan kalbimi elimle şöyle bir bastırmak ve adına salât ve selam göndermek ne tatlı olurdu. Ne kadarına vakıf olduğumuzu Allah (C.C.) bilir. Ben çok daha fazlasını istiyorum hâlâ: "yüzüne ve şemailine bizzat tanıklık etmek". Neden ashab-ı kîram hazeratının zamanına yetişemedik diye üzülüyor, sonra da layık olamadığım kadar belki de adını duymaya layık olmayanlara anlatırken bize "kardeşlerim" deyişini anlatırken kahroluyorum. "Kardeşin" olmaktan değil sümme hâşâ, olamamaktan yakınmam. Keşke "kardeşlerin" olmaya layık olabilseydik. Bazıları Seni dinlerken benden, lafı değiştiriyorlar "yine bu konulara mı geldi?" diye. Rahatsız oluyorum. Seni anlatmak, her fırsatta "O da öyle yaparmış" veya "Efendimiz de öyle demiş zaten" demek inan o kadar rahatlatıyor ki beni. Ama hasta bir insanın bazen duyduğu ferahlık gibi bir şey bu. Ben bu zevki her daim istiyorum. Kendim bile sünnetini uygulamakta aciz kalıp da bazı şeyleri unuttuğumda çok üzülüyorum.
Ve düşünüyorum işte böyle zamanlarda: "bende senin sevgine istidat yok mu?" diye. Ama bu istidat Seni görseydim doruğa çıkardı eminim. Bir defa olsun görebilseydim Senin o güzel cemalini!

20 Nisan 2010 Salı

Bugün 20 Nisan, huzur doluyor insan

Efendim;
Dünyayı teşrifinin bir yıl dönümü daha. Binlerce selam olsun sana. Bu doğum neden "kutlu"; bir kez daha düşündü insanlar. Bir kez daha milyonlarca salavat okundu adına. Sen anlatıldın her yerde. Sen övüldün sevildiğin yerlerde. Evrenin Efendisi'sin sen. Rabb'in habibi'sin sen. Yüce Allah(CC)'a adı verilip de hürmetine af dilenensin.

Adem aleyhisselam da adını görmemiş miydi cennetin kapısı üzerinde Yüce Rabbimizin adının yanında? Şimdi ise adın her yerde, bütün cami ve mescidlerde, pek çok evin baş köşesinde ama "görmek, farketmek" herkese nasip değil. Rabbim görebilenlerden eylesin.

Her yıl seni seven ve anlayanların sayısı artıyor Efendim. Dilimizin döndüğünce her fırsatta senden bahsetmek mutlu ediyor bizleri. Adına artık naatlar yazılıyor ve her yerde dillendiriliyor. İlahiler ve şarkılar söyleniyor Efendim seni anlatan. Biz seni anlatırken bile mutlu oluyoruz, senin adının geçtiği yerlerde geziniyor ve seni anlatanlardan feyz almaya çalışıyoruz.

Seni aramızda görmek, ashabının duygularıyla ve nazarlarıyla sana nazar edebilmek şerefine ermek istiyoruz. İyi ki varsın ve bizimlesin Efendim. Bugün 20 Nisan, huzur doluyor insan.

25 Şubat 2010 Perşembe

Hoş Geldiniz Efendim

Bugün yine sen'i anacak gönüller, sen'inle huzur bulacak, dünyayı teşrifine sevinip şefaat temennisiyle kapına yüz sürecek. Bugün yine anıyoruz sen'siz sen'i. Yokluğunda bile hep var kabul edileni. Daha doğumuna 52 gün kala, uğruna, kutsal Mekke şehrinin ve Kabe'nin, küfürden temizlenip yıkandığı, şirkin yerin dibine girdiği, daha anne karnındayken, Âmine annemizin rüyasında selametle müjdelendiği insanı. Her ne kadar "ben de sizin gibi bir insanım" desen de, hep kendimizden üstün bildiğimiz insanı. Rabbimizin kendine habîb eylediği varlığı. İbrahim Aleyhisselamın duasını, İsa Aleyhisselamın müjdesini, "alemlere rahmet" olarak dünyamızı teşrif edeni anıyoruz bugün: SEN'i anıyoruz Efendim. Gönüllerin en sade sultanını, nebilerin bile kendinden şefaat umduğu güzeller güzelini anıyoruz. Sen'i özlüyor ve sen'i görmek istiyoruz. Bugün gece olsun rüyalarımızı da teşrif etmez miydin?
Bak, bugün Rabbim sen'i gelecek diye yine her mevlidinde olduğu gibi hazırladı arzı. Rahmet indirdi gökten, sonra güneşini gösterdi ve her yer pırıl pırıl oldu. Sen'i gelecek diye. Görmek isteyen gönüllere görüneceksin bu gece. Görebilenlerden olmak duasıyla Efendim...

Yine bir mevlid kandili, yine bir kutlu doğum yıldönümü. Cümle İslam alemine hayırlar getirsin.

22 Ekim 2009 Perşembe

Özür Dilerim Efendim

Gönüller sultanı, evrenin Efendisi, Nebiyyullah, gönlümün biricik kırmızı goncası ey Resulullah!
Vallahi unutmam seni, unutamam, unutmayacağım da... Lakin öyle bir uykuya daldım ki aylardır: kâh uyur-uyanık seni hissediyor bazen, kâh ism-i şerifinin karşısında ayağımı uzatıveriyor, bazen de hala bitiremediğim Efendimiz-2 adlı kitabı elime alıp, seni okumayı bile hak etmediğimi düşünüyorum. Sana olan muhabbetim eksilmiş değil ama "nefis" desem nefsim, "dünya" desem dünya hayatım, arkamdan bir tokat atacak "yalancı" diye enseme. Diyecekler ki "O'nu unutmana bizi bahane etmene razı olmayız." Bahane değil Efendim, hem unutmuşluk değil ki bu. Sadece kelimelerin bir süre susması diyeyim, sen de beni affeyle.
Özür dilerim Efendim, geceleri adını anarken uyuyakalıp da elimden düşürdüğüm tespihi artık elime almayı unuttuğum için, özür dilerim Efendim, sadece ismine bakmakla nemeren gözlerimi mal hırsı bürüdüyse, özür dilerim Efendim, seni Yaradan'ın (CC) ve onun yanına en çok yakışan adını duyunca titreyen kalbime dünya sevgisi yerleştiyse, özür dilerim Efendim, benden dua bekleyen kalpleri sevindirmeyi unutarak, onlara seni hatırlatmayı ihmal ettiysem...
Sen affet ki Yüce Rabb'im (CC) de affetsin. Ben seni unutmadım. Seni anmayı unuttum, seni özlemeyi unuttum, sevdiğini göremeyince ümidini kesen sevgili gibi belki de seni görmeyi arzu etmeyi unuttum AMA "seni" değil. Ne olur Efendim affet beni.