8 Şubat 2009 Pazar

Nasıl Sevmeye Başladım?

İlkokulda öğretildiği, kuran kurslarında anlatıldığı kadarıyla, son din İslam'ın peygamberiydi. Adı da Hazreti Muhammed (SAV). O kadar.
Çok uzun bir süre taa üniversite bitene dek O'nu sadece son peygamber olarak bildim. O'nun farklı olduğunun farkına varamamıştım henüz.
Keşke annem ve babam O'nu bana anlatsaydı. Adından daha fazlasını öğretseydi. Keşke okulda herhangi bir öğretmenim bana sık sık O'ndan bahsedip beni hayata ta o zamanlar bağlasaydı.
...
Ta ki bundan sadece beş yıl kadar önce bir televizyonda Kutlu Doğum programını seyredene kadar. O'nu hiç bu kadar yakın hissetmemiştim kendime ve de kendimi O'na. Adeta yanımdaydı. Kocaman bir görüntü vardı O'nun adını gösteren. "Muhammed" (SAV) yazılıydı. Hayatımda hiç bir kelimeden bu kadar çok etkilenmemiştim. Bir şair çıkmıştı: Dursun Ali Erzincanlı. O'nu anlatan şiirini (Na't) okumuştu. O adam da öyleydi. Öyle bir anlatıyordu ki O'nu; adeta yaşıyor ve O'nu görüyordu.
Hani bazen özellikle ihtiyarlar O'nun adı geçtiğinde salavat getirirken, ellerini kalplerinin üzerine bastırırlar ya! İşte o an anladım bunun asıl nedenini. Çünkü o mübarek ismi gördüğümde kalbim yerinden fırlayacak gibi olmuş, küt küt atıyordu; ben ise dışarı çıkmasına engel olmak istercesine tutuyordum kalbimi.
Hani ilk görüşte aşk derler ya! Hani ilk aşkı böyle tadarsınız ya: dizlerinizin bağı çözülür de diliniz tutulur ya! Kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi atar ya! Galiba ben de O'nu ilk o gün hissettim ve O'nu sevmeye başladım.
Sizi seviyorum Efendim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder