7 Mart 2009 Cumartesi

"O" bizimle...

Uzunca bir süre önce, bir kırtasiyeden bazı kavimlerin helaklarıyla ve onların peygamberleri ile ilgili 10-12 VCD almıştım. Her gece birini seyrettim. Hatta bazısını iki üç defa seyretmişimdir. Her VCD'de bir kavimden (milletten), hak yoldan sapmalarından ve peygamberlerinin onlara son uyarılarından sonra nasıl helak edildiklerinden bahsediliyor. Hepsi ayrı bir biçimde, ayrı bir azapla bu dünyadan kaybolup gitmişler. Ad kavmi, Semud kavmi, Medyen halkı, Lut kavmi ve daha niceleri aynen Kur'an-ı Kerim'de anlatıldığı şekliyle, çok etkileyici ve insanı derin düşünce ve hesaplara garkeden azapları ayrı ayrı tatmışlar. Kendilerini kurtarmaya peygamberlerinin bile gücü yetmemiş. Çünkü onlar ilahi emirleri tebliğ etmişler ve görevlerini layıkıyla yapmışlar.

Azgınlık ve sapıklıklarına bakıyorum da helak edilme nedenleri, şu an içinde yaşadığımız dünyanınkinin yanında solda sıfır kalıyor. Pek çok insan - ben de dahil - artık ne zaman helak olacağımızı, daha doğrusu kıyamet saati acaba yaklaştı mı korkusunu, gafil olmadığımız sakin anlarda da olsa düşünmekte. Kimileri diyor ki "altımızda yatan mübarekler olmasa...", kimisi de diyor ki "büyük alametler henüz çıkmadı, inşallah görmeyiz". Herkes bu büyük hoşgörünün sebebi olarak "evliya ve şehitleri" gösteriyor. Hem işlediklerimize hem de bu büyük lütfa ve izne bakıldığında ne evliyanın ne de şühedanın bizi kurtarabilmesi mümkün.
Hepsinin başımın üstünde ve gönlümde ayrı bir yeri ve kendilerine layık hürmeti var. Ama...

Allah (CC) "sen onların içinde oldukça onlara azab edecek değiliz" diyor ya!
İşte benim gönlüme, bu pis dünyanın içinde ferahlık veren bir duygu bu. "Efendimiz" ölmedi ve hala aramızda. Hem öyle böyle değil. Tarihe mal olmuş kişilerin arkasından konuşur da "ölmedi, içimizde yaşıyor" derler ya. Durum bundan daha farklı geliyor bana. "Efendim" hala aramızda. "Alemlere rahmet" bizim içimizde dolaşıyor ve her an bizi gözetleyip bizim için dua ediyor. Rabbim (sümme hâşâ) yalan söylüyor olmadığına göre azaptan ve yaklaşan kıyametten bizi az da olsa uzakta tutan bir "hatır" var ortada. Bizler O'nu unutsak da O bizi unutmamış demek ki. Demek ki hala, "kardeşleri"nin arasında. Bizi bu kadar yakın hissetmeyecek olsa, saadet asrında bizim için, hem de bu kadar günaha batmış gafiller için "kardeşlerim" deyip de ashabını kıskandırır mıydı?
Bırakma bizi ya resulallah! Çıkma aramızdan. Biz seni "gel, gel" diye beklerken acaba aramızda olduğunu nasıl düşünemeyiz? Biz seni unuttuk, sen bizi unutma. Duanı ve şefaatini biz zavallılardan esirgeme. Yüce Allah (CC) senin hatırın olmasa bu dünyanın altını üstüne çoktan getirirdi. Ne olur bırakma bizi! Bırakma ey Evrenin Efendisi!..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder